spacer.png, 0 kB
Anasayfa Arşiv Haberler KURAKLIK TÜKİYEDE NELERİ VURACAK?
Menüler
Üye Girişi



Anket
Bozan Köyünün en can alıcı sorunu sizce nedir?
 
Arama Yap
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
KURAKLIK TÜKİYEDE NELERİ VURACAK? PDF Yazdır
Ziraat Mühendisleri Odası’nın kuraklık raporuna göre, bu yıl en çok buğday, erik, kiraz, kayısı, zeytin ve üzüm üretimi sekteye uğrayabilir.

ImageİSTANBUL - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, durumdan rant çıkarmaya çalışacak ithalat lobileri ve meslek erbabı konusunda kamuoyunu uyarıyor.

Gökhan Günaydın, ‘Türkiye’de Yaşanan Kuraklık ve Etkileri’ raporunu NTVMSNBC için değerlendirdi. Önümüzdeki dönemde buğday üzerine giderek artan bir spekülasyon süreci yaşanacağını söyleyen Günaydın, “IMF’ye verilen taahhütler doğrultusunda 2007 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) buğday alımının 2 milyon 49 bin tonu aşamayacağının açıklanmış olması, 2007 Mayıs-Temmuz döneminde buğday hasadı ve alımı sürecinin sancılı geçebileceğine işaret ediyor” dedi.

BAKANLIĞIN YAKLAŞIMI GÜNÜ KURTARMAYA YÖNELİK
“Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın konuya yaklaşımı, her zamanki gibi günü kurtarmaya yönelik. Küresel ısınmanın etkilerini ciddiyetle ele alıp, başta sulama yatırımlarını gerçekleştirip doğayla dost su-toprak kullanımı tekniklerini geliştirmekle görevli bakanlık, bunları yapmak yerine, yaşanan kuraklığın şu anda bir olumsuz etkisinin olmadığını söylemekle yetindi. Ne gariptir ki, eşzamanlı olarak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), buğday üretim tahminlerini 21.5 milyon tondan 20 milyon tona revize etti, Tarım İl Müdürlükleri kendi bünyelerinde kurdukları çalışma komisyonları ile verim ve üretim düşüklüğü tahminlerini yerel kamuoyuna açıkladılar.”

 

BUĞDAYDA SPEKÜLASYON SÜRECİ YAŞANACAK
“Önümüzdeki dönemde buğday üzerine giderek artan bir spekülasyon süreci yaşanacak. Buna yanıt verebilmek ve kamunun ‘piyasa yapıcı’ rolünü gerçekleştirebilmek için, TMO’nun yeterli stoğa sahip olması gerekiyor. 2005’te 4.8 milyon ton, 2006’da 1.5 milyon ton buğday alımı gerçekleştiren TMO, 2007 baharına kadar yeterli stoğa sahip görünüyor.”

IMF’YE VERİLEN TAAHHÜT
“IMF’ye verilen taahhütler doğrultusunda 2007 yılında TMO’nun buğday alımının 2 milyon 49 bin tonu aşamayacağının açıklanmış olması, Mayıs-Temmuz döneminde buğday hasadı ve alımı sürecinin sancılı geçebileceğine işaret ediyor. Başka bir deyişle, TMO’nun en çok alım limitini bilen ve spekülasyon planlarını buna göre organize eden taraflar, TMO alımlarını gün- gün izleyecek ve buna göre piyasaya gireceklerdir.”

KAMU YÖNETİMİNDEN BEKLENTİLER
“Dünyayı ve Türkiye’yi iyi okuyan, idare-i maslahatçılıktan sıyrılmış, çabuk ve doğru karar alıp uygulayabilen, orta ve uzun dönem planlamaları katılımcı bir yaklaşımla yaşama geçirebilen bir yönetim anlayışına kuvvetle gereksinim var. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ‘yağmur duası yapın, 15 dk’lık duş sürenizi 2 dk’ya indirin, pisuvarlara yarım basın’ türünden veciz sözleri, sahip olunan yönetim anlayışının kısa ve açık bir özeti niteliğinde.”

‘Türkiye’de Yaşanan Kuraklık ve Etkileri’ raporunda yer alan kuraklıkla ilgili değerlendirmeler:

TÜRKİYE’DE GERÇEKTEN KURAKLIK VAR MI?
Türkiye’nin uzun yıllar yağış ortalaması değerlerine göre, Aralık ayı yağış normali 97.2 mm. Buna karşılık Türkiye, 2005 Aralık’ında 61.7 mm, 2006 yılı Aralık’ında ise 26.1 mm. yağış aldı. Başka bir deyişle, geçen yıl Aralık’ta, Türkiye’de normalinden yüzde 73.1 oranda daha az yağış kaydedildi.

Bu durum, kuşkusuz bütün dünyada etkilerini giderek artıran küresel ısınma ile yakından ilgili. Ancak 2007 yılı, bunun yanında, 10- 15 yılda bir görülen aşırı kurak yılın başlangıcına ilişkin işaretler de taşıyor.

‘Türkiye’de Yaşanan Kuraklık ve Etkileri’ raporundan yer alan bilgi ve veriler özetle şöyle:
* Kuraklıktan etkilenecek ürünlerin Türkiye’nin hemen tüm bölgelerinde üretimi yapılan ürünler olması, nem eksikliği ve mevsim normallerinin üstünde kaydedilen sıcaklık değerlerinin üretici ve tüketici fiyatlarında ortaya çıkaracağı değişimler, çok sayıda yurttaşımızı ve genel ekonomiyi yakından ilgilendiriyor.

* Sözü edilen meteorolojik gelişmeler, 2007 yılında özellikle serin iklim tahılları (buğday, arpa, çavdar ve yulaf) ile karnabahar-soğan ve patates gibi kışlık ürünlerde verim ve üretim kayıplarının ortaya çıkacağına işaret ediyor.

* Türkiye’nin toplam buğday üretiminin 1/4’ünden fazlasını üreten beş ilde ki üretim kaybının, 1 milyon ton düzeyine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

* İyimser bir tahminle, kışlık buğday ekiminde yaşanan kuraklık sorunu nedeniyle üretim düşüşünün 1 milyon tonla sınırlı olacağı varsayıldığında, bunun genel ekonomiye olumsuz etkisinin 400 milyon YTL düzeyinde gerçekleşeceği beklenebilir.

* Erik, kiraz, kayısı, şeftali gibi sert çekirdekli meyveler ve narenciye, zeytin ve üzüm ağaç ve asmalarında da don zararının olasılığı giderek artmaktadır.

* Mevsim normallerine göre kaydedilen yüksek sıcaklık ve düşük yağış değerleri, tahıllar dışında Çukurova’da karnabahar, soğan ve patates gibi ürünlerin üretimini de tehdit etmektedir.

* Erik, kiraz, kayısı, şeftali gibi sert çekirdekli meyveler ve narenciye, zeytin ve üzüm de ağaç ve asmaların kışlama evresini yeterince yaşayamamaları, verim ve kaliteyi olumsuz etkileyebilecektir. Genel olarak ağaçların “yalancı bahar” etkisiyle çiçek açmaları, arkasından gelecek soğuklarla don olasılığı ve bundan dolayı ortaya çıkabilecek zararları da artırmaktadır.

* Verim ve üretimdeki geriye gidişler, şüphesiz en çok yoksul tahıl üreticisini olumsuz etkileyecektir. Bunun yanında, dönemin özelliklerini ‘fırsat’ sayacak bazı sektörel süreçler konusunda dikkatli olmak zorunluluğu bulunmaktadır.

* Bahar dönemi özellikleri görülmeden, tahıl ürünlerinde ‘üretim yetersizliği’ öne sürülerek gümrük vergisi oranlarının düşürülmesini isteyenlerin, aslında iç- dış piyasa fiyat marjından yararlanmak isteyenler olduğu bilinmeli ve şu ortamda bir gümrük indirimine gidilmemelidir.

* 1 kg. ekmek maliyeti içinde buğday fiyatlarının yüzde 30’dan daha az paya sahip olduğu gerçeğinden hareketle, ekmek fiyatlarına yönelik zam talepleri de, gerçekçi değildir.

* Türkiye’de, teknik ve ekonomik ölçütlere göre sulanabilir 8.5 milyon hektar tarım alanının, ancak 4.5 milyon hektarı sulanabilmektedir. Başka bir deyişle, 4 milyon hektar alan, su beklemektedir. Türkiye, önümüzdeki 10 yıllık dönemde, her yıl 400 bin hektar sulama yatırımı gerçekleştirerek, toprağını su ile buluşturmalıdır.

* Bu yatırım hızıyla gidilirse, sulama yatırımlarının tamamlanabilmesi için, 100 yıla yakın bir süreye gereksinim vardır.



 
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB